19 Şubat 2014 Çarşamba

rezervuar kopekleri

filmle ilgili yorumlari okudugunuzda iki sey one cikiyor: birincisi tarantino'nun bu filmle birlikte buyuk yonetmenler arasinda girmeye hak kazandigi, ikincisi diyaloglarin sahaneligi. ilkine lafim olmaz, gercekten de gerek kamera kullanimi olsun, gerek basit bir olay uzerine insa edilen senaryonun akiciligi olsun buyuk bir basari gostermis tarantino. filmin neredeyse 3/4'u kapali bir alanda gecmesine ragmen olay orgusunun sikiligi sebebiyle tempo hic dusmuyor. film adeta bir tiyatro oyununa (veya yunan tragedyasina) donmesine ragmen neredeyse hic bir noktada sikicilasmiyor. gercekten de tiyatroya uyarlanabilecek bir film soyle deseler kafadan bunu filmi soylerim, tiyatro yonetmeni olarak bunu sahneye uyarlayan kisi buyuk adamdir.

neyse konuyu dagitmadan ikinci mevzuya gecelim, diyaloglarin akiciligi. bu konuda da filmin basindaki madonnayla ilgili tarantinonun tiradi ve sonrasinda bahsis vermeyle ilgili yasanan tartisma en onemli iki ornek olarak sunuluyor, iki konu da herhangi bir yerde okuyacaginiz kadar normal cikislardan olusuyor bence ve pek de enteresan yani yok. ha tarantino bu muhabbetleri soyle guzel bir yerlere baglasaydi o zaman metin yazarina ve senariste helal olsun derdim ama tarantino filmlerindeki boyle cok havadan kalmis muhabbetlerin avrupa sinemasinda uzun planli bakismalardan farksiz. bu iki diyalogun yaninda filmin icine serpistirilen bol kufurlu, argolu diyaloglar yine metin yazarinin basarisi olarak sunuluyor ama bence amerikada herhangi bir zenci mahallesinde cok daha guzel yaratici kufurler/argo deyisler bulabilirsiniz. ha belki hollywood'da bunlari boylesine sert bir sekilde beyaz perdeye yansitan filmler fazla yoktur, o yuzden degere biniyordur onu bilemem ama bu haliyle cok da enteresan degil benim icin.

son soz muzikler icin. tarantino muzik secme isini gercekten cok iyi biliyor, tum filmlerinde sahnede olan olayla ilgili cuk oturan muzikler seciyor, normalde filmlerin soundtrackleri cok buyuk ustalarin elinden cikmadigi surece cok dinlenesi olmaz ama tarantino soundtracklerini, ozellikle de bu filmin soundtrackini al arabandaki kasetcalara tak, dinleye dinleye amerikayi turla. (kasetcalar mi kaldi be kardesim demeyin, vardir belki eski arabalarda, buradaki mesaj tarantino filmlerindeki gibi araba kullanin)

ps. son son soz de tarantinonun duz amerikanliga olan ilgisine dair olabilir.. adamin dinersiz, hamburgersiz, kolasiz, kahvesiz film yok (belki djangoyu disarda tutabiliriz:)


18 Şubat 2014 Salı

hush hush!: l.a. confidential ve idealizmin cokusu

cok afili baslik oldu ama gercekten hissettiklerim buydu filmi izledikten sonra. aman kimsecikler duymasin diye dag gibi idealizmin pragmatizm karsisinda diz cokusunu gorduk. kendi idealleri icin katildigi emniyet biriminde, babasi gibi ideal bir polis olmaya calisan bir adamin sonunda herkes gibi olmasinin hikayesi aslinda bu film. kim bassinger'in dedigi gibi bazilari dunyayi alir bazilari da bir fahise ile birlikte arizonaya gider. sistemin icinde kendine bir yuva kuramayan, orada bulunmayi kendine sindiremeyenler bir kenara cekilir, kendi hayatini yasar, digerleri de san sohret para iktidar ve bu dunyaya ait ne varsa cukkasina doldurur. 

ask icin olmeli gibi idealler icin olmeli, gerekirse kendini harcamali, yok etmeli yoksa sen de herkes gibi olursun belki filmin alt notalarindaki melodi.

neyse filmin geneline donecek olursak oyunculuklar kim bassinger'in oyunculugu haric bence harikaydi. kim bassinger'in buradaki oyunculukla en iyi yardimci kadin oscari almasiysa, amourdaki yasli kadincagiz dururken silverlining playbook'taki kizin oscar almasi kadar ironik. hikaye/senaryo ilmek ilmek islenmis, filme aktarilma temposu da bence boyle bir film icin oldukca uygun. ilk baslarda biraz kafa karisiyor ama sonrasinda neredeyse son 45 dakika koltuga cakili izliyorsunuz olacaklari. en iyi senaryo oscarini almasi da tabii ki bu acidan bakilinca oldukca makul.

film noir'in guzel bir ornegi bence, 50'lerde cekilse hatta birilerinin dedigi gibi billy wilder'in elinden ciksa ancak bu kadar film noir olurdu. seviyorum bu genre'daki filmleri.