18 Şubat 2014 Salı

hush hush!: l.a. confidential ve idealizmin cokusu

cok afili baslik oldu ama gercekten hissettiklerim buydu filmi izledikten sonra. aman kimsecikler duymasin diye dag gibi idealizmin pragmatizm karsisinda diz cokusunu gorduk. kendi idealleri icin katildigi emniyet biriminde, babasi gibi ideal bir polis olmaya calisan bir adamin sonunda herkes gibi olmasinin hikayesi aslinda bu film. kim bassinger'in dedigi gibi bazilari dunyayi alir bazilari da bir fahise ile birlikte arizonaya gider. sistemin icinde kendine bir yuva kuramayan, orada bulunmayi kendine sindiremeyenler bir kenara cekilir, kendi hayatini yasar, digerleri de san sohret para iktidar ve bu dunyaya ait ne varsa cukkasina doldurur. 

ask icin olmeli gibi idealler icin olmeli, gerekirse kendini harcamali, yok etmeli yoksa sen de herkes gibi olursun belki filmin alt notalarindaki melodi.

neyse filmin geneline donecek olursak oyunculuklar kim bassinger'in oyunculugu haric bence harikaydi. kim bassinger'in buradaki oyunculukla en iyi yardimci kadin oscari almasiysa, amourdaki yasli kadincagiz dururken silverlining playbook'taki kizin oscar almasi kadar ironik. hikaye/senaryo ilmek ilmek islenmis, filme aktarilma temposu da bence boyle bir film icin oldukca uygun. ilk baslarda biraz kafa karisiyor ama sonrasinda neredeyse son 45 dakika koltuga cakili izliyorsunuz olacaklari. en iyi senaryo oscarini almasi da tabii ki bu acidan bakilinca oldukca makul.

film noir'in guzel bir ornegi bence, 50'lerde cekilse hatta birilerinin dedigi gibi billy wilder'in elinden ciksa ancak bu kadar film noir olurdu. seviyorum bu genre'daki filmleri. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder