15'ini 16'sına bağlayan gece amerika'ya dönerken yolda izledim bu filmleri. sanıyorum her iki filmi de parça parça da olsa izlemiştim geçmişte ama ilk defa oturup adam akıllı arka arkaya izledim. çekimlerinin peşisıra yapılması ve almadovar'a o dönemde müthiş bir uluslararası ün kazandırması önemli öğeler ancak ben açıkçası iki filmi de çok çok da beğenmedim. daha doğrusu habla con ella'yı oldukça izlenebilir bulsam da da todo sobre mi madre bence resmen goygoy filmi olmuş. barcelona koyalım, travesti koyalım, çocuğunu kaybeden anne dramı koyalım, aforizmaları alakasız serpiştirelim, çelişkilerin gerilimlerin dibine vuralım diye diye film yapmışlar sanki.
sanıyorum o dönemde ab'de çok sevilen multiculti işlerinin ekmeğini yemiş biraz almadovar, travestiler rengarenk barcelona, sanatçılar vs. koyunca güzel ve enteresan bir film çıktığı düşünülmüş.
tabii böyle bölük pörçük anlatısı olan filmin temel olarak neyi anlattığı da belli olmuyor haliyle. eşime filmle ilgili yorumlarımı anlatırken, nedir yani sence bu filmin ana fikri dediğinde resmen kitlendim kaldım, o kadar çok şey anlatıp o kadar yüzeysel kalmış ki film ne diyeceğimi bilemedim.
todo sobre mi madre'yi bu kadar yerdim ama hable con ella'nın ana hikayesini övmeden kapatmayayım. yan hikayelere o kadar yaslanılmasa hastabakıcı adamla (ki messiyle avrupa yakası kubilay karışımı bişeydi) hastası olduğu hasta kız arasındaki ilişki biraz daha öne çıksa harika olurmuş. sonuçta aşık olunan kişinin benliğinde kaybolmak için tecavüzün bile haklı olduğu bir noktaya geliyor hikaye, ki bu bence hem hikaye anlatıcılığı hem de yönetmenlik açısından büyük bir başarıdır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder